Yükleniyor...

Bölümlerimiz

Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC)

KVC Hizmetlerimiz:
Hastanemizde "Kalp ve Damar Cerrahisi" bölümünde verilmekte olan hizmetler aşağıda verilmiştir.
1) Bypass Ameliyatları (Minimal İnvaziv Kalp Cerrahisi)
2) Kalp Kapağı Ameliyatları
3) Atardamar Hastalıkları 
4) Toplardamar Hastalıkları (Varis)
Hastanemizde bypass ameliyatlarının önemli bölümü, son yıllarda ülkemizde az sayıdaki merkezde uygulanmaya başlayan "minimal invaziz kalp cerrahisi yöntemi ile uygulanmaktadır.

> MİNİMAL İNVAZİV KALP CERRAHİSİ
Normal (konvansiyonel) kalp ameliyatlarında göğsün ön tarafındaki kemik kesilerek göğüs boşluğuna ulaşılmakta ve buradan kalp cerrahisi yapılmaktadır. Bu kesilerin boyu çoğu zaman 30-35  santimetre civarında olabilmektedir.

Gelişen tıp teknolojisi ile daha küçük kesilerden girilerek, cerrahi başarı oranı düşmeden kalp ameliyatları yapılabilir hale gelmiştir. Bu yöntem ülkemizde yeni kullanılmaya başlanmıştır.

Bu yöntem “Minimal Invaziv Kalp Cerrahisi (midcab)” veya “Küçük Kesi ile Kalp Cerrahisi” olarak isimlendirilmektedir. Operasyon uzman bir ekip tarafından ve özel cerrahi teknik ve aletler kullanılarak yapılabilmektedir.

Bu yöntemde kesiler 5 santimetreye kadar düşürülebilmekte olup, küçük kesi ameliyatlarında ya göğüs bölgesinden ya da koltuk altından göğüs boşluğuna girilmektedir. Bu operasyonda kalbin tamamı açılmamakta,  sadece "iman tahtası" denilen bölgeden veya meme altı bölgesinden 5 ila 7 santimetrelik kesik açılarak operasyon gerçekleştirilmektedir.

Küçük kesi ameliyatları hastalara birçok konuda konfor sunmaktadır. Kısa kesi ile hastalar hem dış görüntü ve  hem de iyileşme konusunda avantaj kazanmaktadırlar. Cilt kesiği  kısa olduğu için ciltte kalan iz görüntüsü çok daha az olmakta ve hastalar herhangi bir gömlek ya da tişört giydiklerinde görünen yara izi olmadığı için rahatsızlık hissi duymamaktadırlar.

Kemikte de az kesim olduğu için iyileşme süresi azalmakta ve küçük kesi ameliyatlarında hastalar birkaç gün içinde taburcu olabilmektedir.

Bu teknik mevcut avantajlarına rağmen her kalp hastasına uygulanamamaktadır. KVC ekibi tarafından hastanın genel fiziki durumu ile kalp rahatsızlığına göre değerlendirme  yapılarak, ameliyatta hangi yöntemin  uygulanılacağına  karar verilmektedir. Genel olarak çok kilolu hastalar ile üçten fazla damar değişimi gereken hastalara küçük kesi yönteminin uygulanma imkanı olmamaktadır.

> KÜÇÜK KESİ İLE AMELİYATIN AVANTAJLARI  NEDİR ?
 
   - Estetik bir ameliyattır, yara ameliyat sonrası az veya zor görünür
   - Hastaya pozitif enerji verir, hasta memnuniyeti oldukça yüksektir
   - İyileşme süreci daha hızlıdır, hasta kısa süre içinde normal hayatına geri dönebilir
   - Kesi az olduğu için yara ve kemik enfeksiyonları çok daha düşüktür
   - Ağrı duyumu daha azdır
 
> KÜÇÜK KESİ YÖNTEMİNE UYGUN AMELİYATLAR ?

   - Aort kapak değişimi / tamiri
   - Mitral kapak değişimi / tamiri
   - Aort ve mitral kapak
   - Mitral ve Triküspid kapak
   - ASD
   - Üç damara kadar bypass
   - Asendan aort cerrahisi
 
Hastanemizde yapılan küçük kesi yöntemli kalp cerrahisi yine hasta sağlık ve  konforunu  artıracak diğer iki teknik ve yöntem ile de desteklenmektedir.
 
Bu teknik ve yöntemler;
 1)    “Endoskopik Damar Çıkarma”
 2)    “Damar Kalite ve Kan Akış Hızı Ölçümü”
 
> ENDOSKOPİK DAMAR ÇIKARMA
 
Bu teknikte, bypass cerrahisinde kullanılacak olan ve genellikle kol ve/veya bacaktan tam/tüm kesi ile alınan damarlar  endoskopik teknik ile alınır. Burada damarın  alınacağı yerin baş ve sonuna iki kesi atılır ve özel bir alet ile cilt altından kamera yardımı ile damar/damarlar çıkartılır. Bu tekniğin avantajı boydan boya kesi yerine (ki konvansiyonel yöntemde damar boyunca cilt kesilmekte olduğu için oldukça uzun kesiler söz konusu olmaktadır) , iki küçük kesi ile damarın temin edilmesidir.

 
BU YÖNTEMİN YARARLARI NEDİR?

   * Çok küçük kesi izi (2-3 cm)
   * Kesi yerinde daha az ağrı
   * Çok az kanama
   * Düşük enfeksiyon riski
   * Daha düşük nörolojik komplikasyon
   * Hızlı iyileşme süreci

 > DAMAR KALİTE ve KAN AKI? HIZI ÖLÇÜMÜ
 
Bu yöntemde; endoskopik olarak çıkarılan damar/damarlar özel bir cihaz yardımı ile kalite ve kan akış hızının yeterliliği yönlerinden ölçümlenir.  Bu sayede operasyonda kullanılacak olan damarın işlem için uygunluğundan emin olunur.  Bu yöntem ve teknik ile doğru damar kullanılacağı için ameliyatın başarısı da artar.

BU YÖNTEMİN YARARLARI NEDİR?

* Damarda yeterli kan akış güvencesi
* Anlık ölçülebilen sonuçlar
* Geri bildirim sağlama

KVC Nedir?
1950’lerden günümüze kadar hızlı bir gelişme gösteren toplumlarda, kalp ve damar hastalıkları kaynaklı ölüm oranları giderek azalmaktadır. Çünkü geliştirilmiş araştırma yöntemleri sayesinde erken teşhis ve tedavi imkanının artmış olması -modern toplumlardaki risk faktörleri artsa da- halkın zararlı etkenlerden uzaklaşmasındaki bilinçlenmede önem taşımaktadır.

Kalp ve damar hastalıklarıyla, günümüzde doğumsal ve sonradan edinme olmak üzere iki şekilde karşılaşmaktayız. Doğumsal olanları öncelikle anne ve babanın genetik faktörleri ile ilgilidir. Genetik faktörlerin en önemli bölümünü annenin hamilelik döneminde geçirmiş olduu zararlı etkiler içerir. Bu zararlı etkilerin başında kontrolsüz ilaç kullanmak, röntgen ışını almakve bazı ateşli hastalıkları geçirmek gelir. Sonradan edinme şekli ise, kalp ve damar hastalıkları risk faktörlerinin birikimi ile karşımıza çıkar. Bu risk faktörleri kişiyi, anne karnından başlamak üzeretüm yaşamı boyunca etkiler. Sonuç olarak damar sertliğine aday kişiler kilo alarak gelişmeye başlar ve yüksek tansiyon sahibi olurlar. Bu da vücudun pompası olan kalbi zorlar. Kalbin iş yükünü artırır.

Aynı zamanda koroner damarlarda sertleşir. Bu sertleşme sonucu koroner damarların yapısı bozulur ve damarlarda tıkanıklıklar başlar. Koroner yetersizliği gelişmiş olan bir kalpte iş yükü artışı devam ederse sonuç kalp krizidir.
 
Bu kadar önemli olan risk faktörleri nelerdir?

· Stres
· Kanda yüksek yağ düzeyi
· Yüksek tansiyon
· ?eker hastalığı
· Yaş
· Cinsiyet
· Alkol
· ?işmanlık
· Genel faktörler
· Kan fibrinojen düzeylerinin yüksekliği
· Hareket azlığı
· Hava kirliliği
 
İşte bu risk faktörlerinin birkaçı bir araya gelince kalp krizi geçirme olasılığı artıyor. Koruyucu hekimlik dalındaki gelişmeler arttıkça insanlar bu risk faktörlerinden daha bilinçli bir şekilde haberdar olacaklar ve insanların bu hastalığa yakalanma yüzdeleri azalacaktır.
 
Teşhis ve tedavi:

Günümüzde gerek doğumsal gerekse edinsel kalp hastalıklarının teşhisi konusundaki ilerlemeler ve bunların tedavisi başarı ile sürdürülmektedir. Bu ilerlemeler sonucunda artık bebek doğmadan önce kalp hastası olup olmadığı anlaşılır hale gelmiştir. Gebeliğin beşinci ayından itibaren fetal ekokardiyografi ile bebeğin kalbi görüntülenebilmektedir. Doğumdan hemen sonra yapılan muayene ve incelemelerin rutin hale getirilmesi ile bu tür doğumsal anomalileler derhal tespit edilebilemektedir. Acil müdahale gerekiyorsa, hasta 1 günlük bile olsa derhal ameliyat edilebilmektedir. Aynı zamanda kalbin damar ve kapak sistemlerindeki hastalıklarda da teşhis ve ameliyat yaklaşımları modernize hale getirilmiştir.
 
Kalp Damar Hastalıkları Nedir?
 
Organlarımızın çalışmaları için gerekli olan maddeleri taşıyan kanı pompalamakla görevli olan kalp, bu görevini yapmak için dakikada ortalama 70 kere kasılır ve her defasında ortalama 70 ml kanı organlarımıza gönderir. Ortalama bir insan ömrü boyunca, kalbimiz yaklaşık 2.5 milyar kez kasılmakta ve bu süre boyunca 180 milyon litre kanı vücudumuza pompalamaktadır.
 
Organların canlılığını koruyabilmeleri ve görevlerini yapabilmeleri için besin maddelerine ve oksijene gereksinimleri vardır. Bunlar organlarımıza kan ile ulaştırılır. Kan ise organlara atardamarlar (arter) yolu ile taşınır. Kanın atardamarlara pompalanması işini kalbimiz yapar. Her organ gibi kalbin de beslenmesi gereklidir. Kalbin kendisini besleyen damarlara “koroner damar” (koroner arter) denmektedir. Koroner damarlarda olabilecek hastalıklar doğrudan kalbin çalışmasını ve verimini etkileyeceğinden dolayı hayati öneme sahiptir.

Ateroskleroz:
Koroner damarların en çok görülen ve en önemli hastalığı koroner aterosklerozdur (damar sertliği). Bu hastalıkta, koroner damarlarda yer yer, başta kolesterol olmak üzere bir takım maddeler birikmekte ve buralarda darlıklar ve tıkanıklıklar oluşmaktadır.
 
Burada kalp damar kesitlerinde ateroskleroz (damar sertliği) gelişmesini görmekteyiz. Damardaki ateroskleroz sonucu oluşan plak dediğimiz yapılar zaman içinde büyüyebilir ve damar boşluğunu daraltır. Damardaki daralma da, içinden geçen kan miktarını azaltacağından dolayı kalbin beslenme bozukluğuna bağlı problemler gelişir.
 
Oluşan tabloya, koroner arter hastalığı veya koroner kalp hastalığı denir. Bunun sonucu olarak kalbin beslenmesi bozulmakta, kalbin ritmik çalışmasında ve kasılmasında hastalığın ciddiyetiyle orantılı olarak bozukluklar oluşmaktadır. Koroner arter hastalığı, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de erişkinlerde başta gelen ölüm ve işgücü kaybı nedenidir.
 
Kalp Damar Hastalıklarında Risk Faktörleri ?
 
Koroner arter hastalığı ile mücadelede en önemli adım, hastalıktan korunmaktır. Hastalık bir takım risk faktörleri varlığında çabuk ortaya çıkmakta ve hızlı ilerlemektedir. İyi kolesterol düzeyinin yüksek olması (60 mg/dl'den fazla) hastalık riskini azaltmaktadır.
 
Risk faktörleri nelerdir?
 
Yaş: Erkeklerde 45 yaşın üstü, kadınlarda 55 yaşın üstü veya erken menopoz
Cins: Erkeklerde daha sık
Aile öyküsü: Birinci derecede (anne, baba, kardeş) erkek akrabalarda 55 yaşından, birinci derecede kadın akrabalarda 65 yaşından önce kalp damar hastalığı, kalp krizi (infarktüs) veya ani ölüm bulunması
Sigara içiyor olmak
Hipertansiyon (140/90 mmHg veya daha fazla veya hipertansiyon için tedavi alıyor olmak)
İyi kolesterolün (HDL kolesterol) 40 mg/dl'den düşük olması
Total kolesterolün 200 mg/dl'den fazla olması (kötü kolesterol olan LDL-kolesterolün 130 mg/dl'den fazla olması).
Hareketsizlik: Haftada en az 3 gün ve günde en az 30 dakika egzersize zaman ayırmalısınız (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans, bahçe işleri vs.).
?eker hastalığı (diabetes mellitus)
Kilo: Bu konuda en değerli kriter, vücut kitle indeksi ve bel çevresidir. Vücut kitle indeksi, kg olarak ağırlığın, metre olarak boyun karesine bölünmesiyle elde edilir (VKİ: kg/m2). Vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması veya bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda ise 88 cm’nin üzerinde olması, yalnızca kalp damar hastalığı riskini artırmakla kalmayıp şeker hastalığı, yağ yüksekliği ve tansiyon yüksekliği riskini de artırmaktadır.
Stres: uzun bir zaman sürekli strese maruz kalma, hastalığın gelişmesini kolaylaştırmaktadır.
Depresyon: özellikle son yıllarda depresyon da kalp damar hastalıkları yönünden risk faktörü olarak kabul edilmeye başlandı.
 
Ne yapalım?
 
Bu risk faktörlerinin bazıları değiştirilebilir iken bazıları değiştirilemez (yaş, cins, aile öyküsü gibi).
 
Kalp damar hastalıkları, soğuk algınlığı, grip gibi geçici ve iyileştiği zaman arkasında iz bırakmayan hastalıklar değildir. Hastalık geliştiği zaman devamlı ilerlemeye ve problem çıkarmaya eğilimlidir. Ondan dolayı bu risk faktörleriyle mücadele, hastalığın ortaya çıkışını önlemesi, hastalık gelişenlerde ise hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılması hatta durdurulmasını sağladığından dolayı son derece önemlidir. Dolayısıyla kalp damar hastalıkları ile mücadele, değiştirilebilir risk faktörleriyle mücadele demektir.
 
Kalp Damar Hastalıklarında Tedavi...
 
Koroner damarlarda önemli darlık ve/veya tıkanıklık görüldüğünde, eğer uygunsa, aynı seansta veya daha sonra balon anjiyoplasti yapılabilir. Balon anjiyoplastide, damar içindeki dar olan bölgede, özel olarak yapılmış balon, kısa süreli olarak şişirilerek darlık genişletilir. Balon, aynı damarda birden fazla darlığa veya birden fazla damardaki darlıklara aynı seansta veya farklı seanslarda yapılabilir. Gerekli durumlarda balona ek olarak o bölgeye, yine balon yardımıyla stent (kafes) konur.
Balon işleminde darlık bölgesine ucunda şişebilir bir balon olan kateter yerleştirilir (A), darlık yerine yerleştirildikten sonra balon şişirilerek darlık açılır (B).
 
Balon anjiyoplastiye uygun olmayan durumlarda, bypass cerrahisi veya ilaç tedavisi önerilebilir.

Bypass cerrahisinde ise damardaki darlık bölgesinin öncesi ile sonrası arasına köprü görevi gören bir damar konulur. Bu konulan damar, hastanın kendisinin bacak toplardamarı veya göğüsten alınan bir atardamar olabilir. Böylece kan, bu köprü yardımıyla, dar veya tıkalı olan bölgenin ilerisine geçebilir.Burada sol ön inen artere (left anterior descending -LAD-) yapılan LİMA bypasını ve sağ koroner artere (RCA) yapılan safen bypasını görüyoruz.
 
Koroner damar hastalığında kullanılan ilaçlar; koroner damarları genişletici, kalbin yükünü azaltıcı, o bölgede pıhtı oluşmasını önleyici veya ateroskleroz üzerinde çok olumsuz etkileri olan kolesterolü düşürmeye yönelik ilaçlardır. İlaçlar doktor kontrolünde ve sürekli olarak kullanılmalıdır.
 
Burada ise sol ön inen artere (LAD), bacak toplardamarının (safen greft) bağlanmasını (anastomoz etmek) görüyoruz. Önce greftin bir ucu LAD'ye dikiliyor, sonra öbür ucu da aort damarına dikiliyor. böylece aorttan gelen kan tıkalı olan bölgeyi atlayarak (bypass yaparak) damarın öbür tarafına geçip kalbi besleyebiliyor.
 
Ne yazık ki, gerek koroner arter hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar, gerekse balon ve bypass, damar hastalığını ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısı ile koroner damarın aynı bölgesinde veya farklı bölgelerinde yeni darlıklar ortaya çıkabilir veya hafif olan darlıklar daha da ilerleyerek ciddi darlık haline gelip, probleme yol açabilir. Bundan dolayı hastaların risk faktörlerini uzaklaştırması, ilaçlarını düzenli kullanması, problemlerin erken saptanması açısından doktorunun önerdiği zamanlarda ve bunun dışında şikayeti olduğu her zaman, kontrollere gelmesi çok önemlidir.